25 Kasım 2012 Pazar

Bebegim Geliyor: LİDYANA'DAN HEDİYEM VAR!!!!!!

Bebegim Geliyor: LİDYANA'DAN HEDİYEM VAR!!!!!!: Lidyana gerçekten çok severek takip ettiğim ve alışveriş yaptığım her türlü takı ve aksesuara ulaşabileceğiniz bir site. Herhalde duyma...

16 Kasım 2012 Cuma

34 AYLIK ALTUĞ:))


fotoğraf.PNG         fotoğraf.JPG

‘’Ellerini yıkadığın için sana 1 yıldız vereceğim, yemeğini yiyince sana çikolata alacağım’’. Bu ve benzeri motivasyon güdülerini kullanmak bazen faydalı olabilir. Ama bazen!!Eğer ödülü onun için ulaşılması gereken tek amaç gibi kullanıyor ve 34 aylık bebeğin temel iç güdülenmesine aşırı müdahil oluyorsanız, rüşvetler uzun vadede size zarar getirebilir.
Çocuğun bazı şeyleri yapılması gerektiği için yapmaya çalışması en doğal olanıdır. Dişini fırçalaması sağlıklı dişlere sahip olmak için önemlidir, yıldız çıkartma almak için değil.
Çocuğunuza yaptıklarının nedenlerini tam olarak anlatmaya çalışın. Bu şekilde onun doğal neden-sonuç mekanizmasını güçlendirebilirsiniz. Ayrıca bazen Amerikalı meşhur çocuk doktoru  Dr.Harvey Karp’ın ‘’ikinci kapı’’ formulünü deneyebilirsiniz. 34 aylık çocuğunuzun en sevdiği oyuncağına ya da hayali arkadaşına ‘’Melih bugün hiç ağlamadan banyo yaptı, ne mutlu bize’’ diyebilirsiniz. Çocuğunuz iyi bir şeyi başardığını ve karşılığında övgü aldığını anlayacaktır. 

Bizde Altuğ da bunu denemeye başladık. Ya oyuncaklar ya da kitaplarla istediğim alışkanlıkları edinmesini sağlıyorum. İlgisini çeken veya öğrenmesini düşündüğüm şeyle ilgili önce kitap, sonra oyuncağını alıyorum. İnanın işim o kadar kolay oldu ki. Kesinlikle size de tavsiye ederim..

Çevreci Çocuk3 yaşında bir çocuk çevreci olur mu? Green Peace’ e katılmak onun için şimdilik biraz uzak bir senaryo; ama çocuğunuz bir çevre dostu olabilir. Yediği muzun kabuğunu yere atmaması gerektiğini, aynı poşetleri tekrar kullandığınızı ona anlatın. Herkes bir şeyleri ortalığa atarsa çevrenin kirleneceğini anlatın. Çevre kirlenince de ‘’köpekler ve kedilerin evleri pis olacaktır’’ diyebilirsiniz. Bu şekilde hem çevreye saygılı bir birey yaratmanın zevkini hem de empati yetenekleri gelişen bir bebek sahibi olmanın gururunu yaşarsınız.

Bunu ben de deneyeceğim:))


Alt Islatma5 – 6 yaşına kadar çocukların geceleri alt ıslatma sorunu yaşayabildikleri görülmektedir. Özellikle ırsi nedenlerle alt ıslatma sık görülmektedir.  Çocuğunuzu suçlayıcı ve azarlayıcı ifadeler kullanmaktan çekinin.
  • Yatmadan önce onu tuvalete götürerek idrar torbasını boşaltmasını bekleyebilirsiniz, (onu zorlamayın)
  • Yatmadan önce ona çok fazla sıvı vermeyebilirsiniz,
  • Gün içinde çocuğunuz çok meşgulken tuvalete gitmeyi unutabilir,
  • Birden altını çok ıslatmaya başlayan kız çocuklarda idrar yolu hastalığı olup olmadığına bakılabilir,
  • Yatağının altına çabucak değiştirilebilecek bir ped ya da her markette bulunan hasta altı bezlerinden sererseniz gecenin bir yarısında daha az yorgunluk yaşarsınız,
  • Yaptığından utanmış çocuğunuza böyle kazaların olabileceğini ve anne baba olarak onun hep yanında olduğunuzu hem söyleyin hem de mimiklerinize oturtun bu duyguları.
Biz malesef halen bez kullanıyoruz. yazın Altuğ'a bakan bakıcı teyzesi sağolsun, beni hiç desteklemediği için bu işi maalesef halen atlatamadık. 1,5 aydır anaokuluna gidiyor. ilk ay adaptasyon ile geçti.  İlk kez arabayla eve giderken birden çişim var anne deyince şaşırdım. Allahtan arabada ped şise vardı da, oğluşum çişini şişeye yaptı. Normalde tüm rutini biliyor. Sadece  sürekli üstünde durmak gerekiyor. Okuluyla konuştuğumda arkadaşları tuvalete çişini yaparken bizimki de yapmak istemiş.Böylelikle bizde tuvalete çiş yapıyoruz artık..Gerisi de inaşşlah çarçabuk gelir:))

YönlendirmeBabası bir futbolcu olan bir çocuğun daha fazla spor aktivitesi izleme; annesi bir bankacı olan bir kız çocuğununsa kredi kartlarına ilgi duyması olasıdır. Çünkü günlük aktivitelerimiz çocuk üzerinde yönlendirici olmaktadır. Ancak çocuğun mümkün olduğunca farklı meslekleri tanımaya ve kendi yolunu kendisinin çizmeye hakkı vardır. Farkına varmadan çocuklarımızın geleceklerini çok net çizgilerle çizmek doğru bir davranış değil. Bu yaşta bir erkek çocuğu erkek gibi yetiştirilmek zorunda da değil. Ona etek giydirmeyi tabii ki düşünmezsiniz; ama ona sürekli erkeklerle oynamasını telkin etmeyi bırakın. Çocuklar kendi gelişim eğrilerine aşırı müdahale edilmesinden hoşlanmazlar. Birkaç yıl sonra o kendi yolunu çizmiş ve zaten kızlardan biraz uzak duran boyuta geçmiş olacaktır. 
Ben bu konuya oldukça dikkat etmeye çalışıyorum. Her ay değişik konuya geçiyoruz. Bir ay hayvanlar ise, öbür ay arabalarla oynatıp, seçimleri ona bırakıyorum. Bu konuyla ilgili çok çeşitli düşünceler okudum. içinden kendime ve oğluma uygun olanı tercih etmeye, hiç bir şey için de zorlama yapmamaya çalışıyorum..

Herşeyi isteyen çocukMarkete çocuğunuzla her gidişinizde gittikçe artan bir faturaya sahip olmanız ihtimal dahilindedir. Eğer her istediğini alıyorsanız ona iyilik değil belki de iyi niyetli bir kötülük yaptığınızı bilmelisiniz. Dünya sınırsız değil ve çocuklarımız da bu atmosferde yaşıyor. 34 aylık bebek bunu bilmez ve her şeyin alınabileceğini düşünür; çünkü almanın müthiş bir şey olduğunu düşünür. Siz küçüklüğünüzde sahip olmadıklarınızı çocuğunuza alarak onu değil, kendinizi tatmin etmiş olursunuz.
İmkanlarınız ölçüsünde çocukların sahip olmak istediklerine ulaşmalarını sağlamak güzel bir duygudur. Ama bunun kesinlikle sınırı olmalıdır. Bir süre sonra hep ‘’daha çok’’ cümlesini duyabilirsiniz. Daha çok oyuncak istiyorum ,daha çok çikolata istiyorum gibi.. ‘’Hayır’’ dediğinizde mutlaka nedeni de belirtin. Belki ‘’senin buna benzer bir oyuncağın var bu oyuncağı da başka bir bebek almak ister’’ diyebilirsiniz. Ayrıca ona almak kadar, vermenin de güzelliklerini gösterin. Eskimiş kıyafetlerinizi bir yerlere bağışlarken yaşadığınız mutluluğu onun görmesini sağlayın.
Bu konu gerçekten çok zor. Sınırlama konusunda babasının daha başarılı olduğunu düşünüyorum. O da bunun farkında. Annesinin ona sonsuz kredisi olduğunu da biliyor. Daaha Altuğ küçükken Iraz Hanımla bireysel görüşmemizde bana bu konudaki önerilerini dinlemeye çalışıyorum, ona uymaya çalşıyorum. Altuğ yapı olarak her şeyi isteyen bir çocuk olmaması işimizi kolaylaştıryor. Çok istediği birşey varsa o zaman uygunsa hiç zorlamadan alıp, uygun olmadığını düşündüğümde önce anlatıyorum bazen işine gelmiyor ve dinlemiyor bazen de tamam diyor. Tamam demediğinde ilgisini başka tarafa yönlendirmeye çalışıyorum. Sayesinde tiyatrocu olacağım. Hayal dünyam gelişti oğlum sayesinde..
Bilgi HapıSon yıllarda anne ve çocuk arasındaki en büyük mücadele alanlarından biri yemek masası oldu. Anne yedirmek ve daha çok yedirmek ister, bebekse yeter artık diyerek sorun çıkarır. İspanyol Çocuk Doktoru, ‘’Çocuğum Yemek Yemiyor’’adlı kitabında çocukları yiyebileceklerinden daha çok olana yönelterek onlara işkence ettiğimizi savunuyor. Çoğu zaman anne çocuğun yememesini kendi psikolojik kaygılarıyla çakıştırır. ’’Benim bin bir zahmetle, bir sürü para harcayarak yaptığım yemeği yemedi’’der. İnanın çocuğun reddi kişisel değil. Doktoru kilosunda sorun yok diyorsa, şu takıntılarınızdan kurtulun artık.

Özellikle yeme ve iştah sorunu ailelere bu kitabı kesinlikle öneririm. gerçekten çok çok yararlı:))

13 Kasım 2012 Salı

“BEBEİMGELİYOR” ESRA ERTUĞRUL İLE EK GIDAYA GEÇERKEN BİLMEMİZ GEREKENLER





Mini Aktivite                 BEBEİMGELİYOR DOĞUMA VE BEBEĞ HAZIRLIK PROGRAMLARI

Hepimiz bebeklerimiz doğduğunda nasıl bebeğimi emzireceğim, sütüm yetiyor mu gibi kaygılar yaşadık. Zamanla herkes belli bir düzen oluşturdu. Tam “oldu” derken bebeklerimizin artık ek gıdaya geçmesi gerekiyor. Bu dönem çoğu anne için yine bir kaygı, kafa karışıklığı demek. Eğer sizin de kafanız karışıyor, acaba nereden başlasam, doğru mu yapıyorum acaba gibi kaygılar taşıyorsanız bu eğitimim tam size göre.

Ek gıdaya geçerken ;
-Ek gıdalara neden başlanır?
-Ek gıdalara ne zaman başlanmalıdır?
-Anne sütü alan bebeğe 4. Aydan sonra ek gıda başlanmalı mı?
-Anne sütü alan bebek, 6-12 ayılık dönemde nasıl beslenmeli?
-Ek gıdalara başlayınca anne sütü azalırsa ne olacak?
-Ek gıdalara başlarken dikkat edilecek konular nelerdir?
-Bebek ek gıda istemezse ne yapılabilir?
-Pürtüklü gıda alırken bebek öğürürse ne yapılabilir?
-Acaba blender kullanmalı mıyım?
-Diş çıkarma döneminde ne yapmalı?
-Ek gıdalara başlandığında anne-bebek ilişkisi
-Bebek ne zaman kaşık kullanmaya başlanmalı?
-Devam sütleri, kaşık mamaları hakkında bilmeniz gerekenler
-Örnek tarifler
konularını içermektedir.
Eğitimlerimize ister bebeğinizle ister tek başınıza katılabilirsiniz.
Eğitim yeri: Miniaktivite Anne Çocuk Atölyesi www.miniaktivite.com
Eğitim ücreti: 60 TL+KDV
Seminere katılımcı sınırlıdır, rezervasyon için ertugrul.esra@gmail.com adresinden iletişime geçebili

8 Kasım 2012 Perşembe


       



Çocuklar bu hafta sonu keşfetmenin heyecanını yaşayacak…

BAYRAMPAŞA’DA YAPILAN KAZILARDA HER GEÇEN GÜN YENİ DİNOZOR
İSKELETLERİNE RASTLANIYOR!

Forum İstanbul AVM’nin temel kazıları sırasında rastlanan kemiklerin uluslar arası otoritelerce dinozor kemikleri olduğu belirlenmiş ve yapılan araştırmalarda Dünya’da hala yaşayan dinozorların var olduğu anlaşılmıştı. Türünün son örnekleri olan yeryüzünün bu en görkemli canlıları, Jurassic Land adı verilen adada kurulan bilim merkezinde koruma altına alınmış ve Jurassic Land ziyaretçilerin akınına uğramıştı.
Jurassic Land’da kazılara devam ediliyor ve her bir kürek hamlesinde yeni dinozor kemiklerine ve yumurtalarına rastlanıyor. Özellikle çocukların rağbet ettiği kazı aktiviteleri her gün yepyeni keşiflere pencere açıyor.*
70 dinozor replikasının yer aldığı Jurassic Land’daki macera farklı dönemlere ait iskeletler, dinozor yumurtaları, rölyefleri ve hareketli görsellerinin yer aldığı müzeyle başlıyor ve ülkede eşi benzeri olmayan sinema deneyimiyle devam ediyor. Türkiye’nin en büyük dört boyutlu, altı efektli sineması olan Juracopterle dinozorların dünyasını keşfettikten sonra, bu macera dolu tur beş ayrı üniteden oluşan bilim merkezinin de üzerinde bulunduğu tropik adada son buluyor.
2011 yılında hizmete giren ve açıldığı günden bu yana yaklaşık 1milyon kişi tarafından ziyaret edilen Avrupa’nın en büyük dinozor temalı parkı olan Jurassic Land, küçük kaşifleri, meraklı beyinleri kazı aktivitelerine davet ediyor. adece filmlerde gördükleri dinozorların birebir boyutlardaki benzerlerini yakından inceleyip fantastik senaryo eşliğinde gezebilecekleri Jurassic Land’da çocuklar, her hafta sonu özel bir mağarada yapılan kazıların yanı sıra pek çok eğlenceli aktiviteyle hem eğlenip hem de el becerilerini geliştirebiliyorlar.

7 Kasım 2012 Çarşamba

Okulda Diyabet Programı, Fark Yaratan Öğretmenleri Ödüllendiriyor



Türkiye’de bir ilk olan ve Sağlık Bakanlığı Diyabet Kontrol programı kapsamında 2010’da hayata geçirilen “Okulda Diyabet Programı”, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü yaklaşırken, diyabet belirtisi olan çocukları fark edip erken tanı konmasını sağlayan öğretmenleri arıyor. Program kapsamında son iki yılda 600 bine yakın öğretmene ve 7 milyondan fazla öğrenciye ulaşıldı.

Milli Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Derneği ve Sanofi Türkiye tarafından yürütülen “Okulda Diyabet Programı”, 14 Kasım Dünya Diyabet Günü yaklaşırken, diyabet belirtisi olan çocuklara erken tanı konmasına katkı sağlayan ve diyabetli çocukların bakımına destek olan öğretmenleri ödüllendirmeye hazırlanıyor.   
 
Okulda Diyabet Programı kapsamında çocuklarda diyabetin erken teşhis edilmesi ve çocukluk çağı diyabeti konusunda farkındalık ve bilinç yaratarak, diyabetli çocukların okullardaki yaşam kalitesini yükseltilmesi amacı ile 2010’dan bu yana 600.000 bine yakın öğretmene ulaşılarak eğitimler verildi. Bu süreçte programın hayata geçirilmesinde özgün katkılarda bulunan öğretmenler, “Fark Yaratan Öğretmen Ödülü” ile ödüllendirilecek. Ödül programı ile Okulda Diyabet Programı süresince sınıfındaki diyabetli çocukları fark edip erken tanı konmasını sağlayan, diyabetli çocukların bakımına katkı ve destek sağlayan öğretmenlerin saptanması ve desteklenmesi amaçlanıyor.

“Fark Yaratan Öğretmen Ödülü”, ODP için de önemli bir gösterge olacak 
Türkiye’de 15–20.000 civarında diyabetli çocuk olduğunu vurgulayan Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Çocuk Endokrinolojisi ve Diyabet Bilim Dalı Başkanı ve Okulda Diyabet Programı Koordinatörü Prof. Dr. Şükrü Hatun, ödül programı için şunları söylüyor: “Sadece yetişkin hastalığı olmayan diyabet, eğitim ortamlarında çocuklar için çeşitli zorluklara yol açabilmektedir. Farkındalığın düşük olduğu okullarda diyabetli çocukların en çok sıkıntı yaşadıkları konular arasında ders sırasında öğün alamamak ve tuvalete gitmelerine izin verilmemesi gibi problemler yer alıyor. “Okulda Diyabet Programı” ile hem öğretmenlerin diyabet bulguları konusunda bilinçlendirilmeleri hem de diyabetli öğrencilerin yaşam kalitesinin yükseltilmesini hedefledik. “Fark Yaratan Öğretmen Ödülü”, Okulda Diyabet Programı’nın hedefine ne kadar ulaştığını göstermesi açısından da önemli bir platform özelliği taşıyor.”

Her bölgeden 1 öğretmen eğitim programı ile ödüllendirilecek
“Fark Yaratan Öğretmen Ödülü” için öğretmenler Çocuk Endokrin ve Diyabet Merkezleri, İl Halk Sağlığı Müdürlükleri, Milli Eğitim Müdürlükleri ve okul yönetimleri tarafından aday gösterilebilecekleri gibi kendileri de başvuru formlarını doldurarak 26 Kasım 2012 tarihine kadarbilgi@okuldadiyabet.org adresine gönderebilir. Başvurular Okulda Diyabet Programı yöneticileri, Sağlık Bakanlığı, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ve Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinden oluşan bir jüri tarafından değerlendirilecektir. Ödül olarak her bölgeden bir kişi olmak üzere toplam 7 öğretmene eğitim gezisi ödülü verilecek. Öğretmenlere ödülleri Aralık ayında düzenlenecek törenle takdim edilecek.

6 Kasım 2012 Salı

Klasik müziğin eğlenceli yanı “Çocuklar İçin Notada Yazmayanlar” ile İş Sanat’ta



 
İş Sanat bir gelenek haline gelen “Çocuklar İçin Notada Yazmayanlar” etkinliğini 13. sezonunda da minik sanatseverlerle buluşturuyor. Klasik müzik eşliğinde masalların anlatıldığı, müzisyenlerin ve sürpriz konukların katıldığı, enstrümanların tanıtıldığı, klasik müzik hakkında bilgilerin paylaşıldığı bir müzikli gösteri olan “Çocuklar İçin Notada Yazmayanlar” büyük küçük tüm izleyenler için farklı bir müzikal deneyim sunuyor.

Masal, sohbet ve müziğin harmanlandığı “Çocuklar İçin Notada Yazmayanlar”,  İş Sanat’ta beş yıldır gerçekleştiriliyor. Mehmet Ali Alabora’nın anlatıcı olduğu piyanist Emir Gamsızoğlu ve İstanbul Trio’nun mini konserleriyle eşlik ettiği “Çocuklar İçin Notada Yazmayanlar” 18 Kasım günü İş Sanat’ta küçük sanatseverlerle buluşacak.

İş Sanat, bilinen melodileri duymak, bilinmeyenlerden ise keyif almak ve müzikli hikâyeler dinlemek üzere Mehmet Ali Alabora, piyanist Emir Gamsızoğlu ve İstanbul Trio’nun çocuklar için notada yazmayan birçok şeyi paylaşacağı gösteriye minik izleyicileri bekliyor.

Çocuklar İçin Notada Yazmayanlar
Mehmet Ali Alabora (anlatıcı), Emir Gamsızlığlu (piyano), İstanbul Trio

Tarih: 18 Kasım Pazar
Saat: 15.00
Yer: İş Sanat


Bilet Fiyatları:
Yetişkin: 20 TL                  Öğrenci: 15 TL

Satış noktaları:         
İş Sanat Ana Gişe - 0212 316 10 83
Biletix – 0216 556 98 00

4 Kasım 2012 Pazar

3 Kasım 2012 Cumartesi

REST Temizlik Şirketi’nden, Koruncuklar’a Destek




    



Ailesi olmayan veya terk edilen, kişisel varlığı tehdit altında olan, ihmal veya istismara uğramış, kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılmış korunmaya muhtaç çocuklar için çalışan Koruncuk Vakfı’na,  
REST Temizlik Şirketi’nden destek.

1979 yılından bu yana korunmaya muhtaç çocukların mutlu ve başarılı bireyler olarak yetişmesini sağlamak amacıyla çalışan Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı’na TEZMAN Holding’in bünyesinde yer alan Rest Temizlik Şirketi’nden destek geldi.
1994 yılından beri, temizlik ürünleri ile Türkiye’nin önde gelen markalarından biri olarak sektörde adından söz ettiren Rest, Koruncuk’lar’ın Çocuk Köyü’nün temizlik  ihtiyaçlarını gidermek için bir çalışma yürüttü. Marka tarafından organize edilen bu sosyal sorumluluk projesi kapsamında Çocuk Köyü'ne iletilen temizlik malzemeleri ile, Rest  hijyen anlayışına ve eğitimine ne kadar önem verdiğinin bir kez daha altını çizdi.
Her çocuğun şefkat, sevgi ve anlayış görme, yeterli beslenme, sağlıklı bir ortamda yaşama, oyun ve eğlence olanaklarından yararlanma, çağdaş bir eğitim alma ve yeteneklerini geliştirme, kısaca insan haysiyetine yakışır bir şekilde yaşama hakkı olduğuna inanan gönüllü kişi ve kurumlar tarafından kurulan Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı, 1979 yılından beri Çocuk köyleri kurmak ve yaşatmak konusunda tüm gücüyle hizmet veriyor.
Nüfusun yüzde 39’unu 0-18 yaş arası “çocuk”ların oluşturduğu ülkemizde yaklaşık 6 bin çocuk sokaklarda yaşıyor, 0-4 yaş arasında 2 milyonu aşkın çocuk da sosyal güvenceden yoksun bir şekilde hayatını sürdürmeye çalışıyor.
“Korunmaya Muhtaç Çocuklar” konusunda yaptığı başarılı çalışmalardan dolayı Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi’nce “ECOSOC Özel Danışmanlık Statüsü” alan Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı, geleceğin temsilcileri olan çocukların güvenli bir geleceğe sahip olmasının önemine ve hassasiyetine dikkat çekmek için, bundan böyle her yıl Ekim ayının 3. haftasında kutlanması planlanan Koruncuk Haftasını organize edecek. Vakıf, bu özel gün sayesinde ülkemizde 1 milyonun üzerinde bulunan kimsesiz ve korunmaya muhtaç çocukların sorunlarını gündeme taşımayı, çözümler üretmeyi ve onlara el vermeyi hedefliyor.

1979 yılında gönüllü kişiler tarafından kurulan Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı (TKMÇV), her çocuğun şefkat, sevgi ve anlayış görme, yeterli beslenme ve sağlıklı bir ortamda yaşama, oyun ve eğlence olanaklarından yararlanma, çağdaş bir eğitim alma ve yeteneklerini geliştirme, kısaca insan haysiyetine yakışır bir şekilde yaşama hakkı olduğuna inanmaktadır. Misyonu, kurup yaşattığı “Çocukköyleri” ile ailesi olmayan veya terk edilen, kişisel varlığı tehdit altında olan, ihmal veya istismara uğramış, kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılmış korunmaya muhtaç çocukları (Koruncuklar’ı), “Çocukköyleri”nde hazırladığı aile ortamıyla toplumda başarılı bireyler haline getirmek ve ülkemizde yaşanan korunmaya muhtaç çocuklar sorununa da çözüm sunarak örnek teşkil etmektir. TKMÇV, 1992 yılında kimsesiz çocukların bakımı için Avusturya merkezli SOS Uluslararası Çocuk Köyleri Kurumu’nun çocuk köyü modeline uygun olarak İstanbul Bolluca Çocuk Köyü’nü hizmete açmıştır. İkinci proje olan İzmir Barbaros Çocuk Köyü de 2013 yılında hizmetlerine başlayacak.